Sıkça Sorulan Sorular

Taktil sistem ve İşlemleme Bozuklukları
Duyusal İşlemleme Bozukluğunun Günlük Yaşama Yansımaları
Duyusal İşlemleme Problemi olan Çocuklarda Tuvalet Eğitimi

 

ÇOCUĞUMUN NESİ VAR?

  1. Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu(DEHB) mu,  Duyusal Işlemleme Bozukluğu mu, Yoksa Her Ikisi mi?
  2. Öğrenme Güçlükleri
  3. Duyma-Dili Kullanma Problemleri
  4. Konuşma/ Artikülasyon Bozuklukları
  5. Görme Problemleri
  6. Yeme Problemleri
  7. Sindirim Problemleri
  8. Uyku Düzeni Problemleri
  9. Alerjiler
  10. Davranış  Problemi mi, yoksa Duyusal İşlemleme Bozukluğu mu?

Taktil Sistem ve İşlemleme Bozuklukları

Taktil ifadesi kullanıldığında aklımıza dokunma duyusu gelir. Dokunsal sistem, ağız içini de kapsamak üzere derideki bütün ağları kapsar. Taktil sistem oldukça karmaşıktır. Merkezi sinir sistemine giden taktil girdinin ( uyaranın) farklı tipleri sinir sisteminde işlemlenir. Bu nedenle çocuk taktil inputun bir formunu iyi tolere edebilirken başka bir uyaran tarafından rahatsız olabilir. Taktil input formlarını çevreden aldıkça, beyin bunu deneyimler ve inputun nereden ( el, ayak, sırt, tüm vücut ve kombinasyonları) algılandığını işlemler. Beyin, belli bir emirle taktil uyaranı işlemlemeyi ve tolere etmeyi öğrenir. Bu özellikle taktil defansiflik gösteren çocuklarda önemli bir bilgidir. Bu durum yemek seçiciliği olan ve beslenme problemi yaşayan çocuklarda önemli bir durumdur.

Taktil defansifliği, kaçınması olan çocuklar, dokunma duyusuna hassastırlar ve günlük sıradan aktivite deneyimlerde kolayca korku, endişe ve şaşkınlık hissederler. Bu duyusal kaçınma çocuğun oyun becerilerinde, öğrenme ve sosyal etkileşimlerde katılımını engeller.

Total taktil vücut aktiviteleri duyu bütünlemede ve taktil sistemin terapötik gelişimi için çok güçlü ve önemli aktivitelerdir. Ayrıca taktil oyunların şu sırayla oynanması geçiş ve tolerasyon açısından daha iyi olabilir. Kuru dokulu materyallerle başlayıp, tolerasyon arttıkça kuru olmayan fakat cilde de yapışmayan, daha sonra kirli ve dağınık oyunlar tercih edilmelidir.

Bunların yanı sıra çocuklar dünyayı tanımak için çeşitli hislere ihtiyaç duyarlar. Duyusal açlık duyan çocuklar diğerlerine göre derin basınca ve ten temasına daha çok gereksinim duyarlar. Yoğun olarak ve düşüncesizce başkalarını rahatsız eden belli yüzeyleri ve dokuları arayabilir. Çocuğun taktil arayış göstermesinin amacı sinir sisteminin ihtiyacı olan gerekli duyusal girdiyi almaktır.

 

Aşağıdaki tabloda taktil kaçınma ve arayış davranışlarının bir kısmı yer almaktadır.

TAKTİL KAÇINMA DAVRANIŞLARI

 

TAKTİL ARZU DAVRANIŞLARI

  • Belli dokular ve giysilerden kaçınma,
  • Dağınık ve kirli oyundan kaçınma veya sevmeme
  • Dar, dikişli veya alışık olmadığı dokulara sahip bazı giysilerden rahatsız olma
  • Son derece hassas olma
  • Yüzünü ve ellerini yıkamayı sevmeme
  • Sarılmaktan ve fiziksel temastan kaçınma
  • Kalabalıktan dolayı kaygılı olma
  • Çok hafif dokunmaya karşı endişeli ve uyarılmış olma
  • Saç tarama, yıkama ve kurulamayı sevmeme
  • Yemek seçme
  • Parmak ucu yürüyüşü tercih etme
  • Yalın ayak yürümek istememe
 
  •  Dar giysiler tercih etme
  • Her zaman kirli, dağınık görünme
  • Başkalarının ona dokunduğunun farkında  olmama
  • Yüksek ağrı toleransı
  • Düşük uyarı kontrolü- her şeyi dokunma dokunma gibi algılama
  • Vibrasyonu çok isteme
  • Diğer çocukların canını yakma, vurma, çimdikleme
  • Sürekli etraftaki şeylere dokunma
  • Tatlı, tuzlu gibi bazı güçlü tatları isteme
  • Ağızlarında sürekli nesne olması


Kaynaklar:

http://asensorylife.com/tactile-play-and-activities.html

http://www.atri.org/articles/TactileFinal.pdf

http://www.sensory-processing-disorder.com/tactile-defensiveness.html

http://lemonlimeadventures.com/tactile-sensory-processing/

Duyusal İşlemleme Bozukluğunun Günlük Yaşama Yansımaları

 Duyusal işlemleme bozukluğu, doğumdan yetişkinliğe,her dönemde, hareket gelişimimizden duygusal tepkilerimize kadar yaşamımızın pek çok unsurunu etkiler. Belirtileri ise her dönemde değişkenlik gösterebilir.  

 

Bebeklikte,

  • Kucağımıza aldığımızda, dokunduğumuzdafazlasıyla kendini bıraktığını ya da kaskatı olduğunu görürüz
  • Kucaklanmaktan hoşlanmayabilir
  • Yemek ve uykuyla ilgili sıkıntılar yaşar
  • Kendi kendine sakinleşmez, genellikle huysuzdur
  • Etrafındaki objelere ve insanlara tekrar tekrar dokunmak isteyebilir

Okul öncesinde

  • Kıyafet ve ayakkabılarını giymek ya da çıkarmak konusunda huysuzdur
  • Tekrarlayan harektlerle etrafta dolaşır, sürekli pozisyonundan rahatsız görülür
  • Sık sık ağlama ve öfke nöbeti geçirir
  • Koku, ses, ışık gibi uyaranlara karşı aşırı hassas olduğu görülebilir.
  • Oyun parkında aşırı kontrolsüz davranır veya kesinlikle gitmek istemeyebilir.
  • Yemek yerken, üstüne sıkça döker.  

Ilkokulda

  • Diğer çocuklarla hoyratça oynar
  • Sosyal ortamlarda nasıl davranacağını bilemez, uygunsuz ya da aşırı çekingen davranır
  • Kalem kullanma, düğme ilikleme, fermuar gibi ince motor aktivitelerde sıkıntı yaşar
  • Sakardır
  • Bir aktiviteyi yaparken, yeni bir aktiviteye geçiş yapmakta zorlanır. Her türlü değişikliğe toleransı azdır. 

Orta okulda

  • Yeni şeyleri denemekten çekinir
  • Dürtüsel davranışları vardır
  •  Herhangi bir aktiviteyi tamamlamakta zorlanır, kolayca dikkati dağılabilir
  • Başkalarını rahatsız ettiğinin farkına varmayabilir
  • Genellikle sakar ve beceriksiz hareketleri vardır. Spor yapmaktan kaçınır

Lisede

  • Sosyal ortamlarda, kaygılı ya da depresiftir
  • Rutinini değiştirmeye ya da yeni şeyler denemeye karşı dirençlidir
  • Dikkatini aynı konu üzerinde sürdürmekte zorlanır
  • Herhangi bir işi tamamlamakta oldukça yavaştır

 

Kaynak: www.understood.org

Duyusal İşlemleme Problemi Olan Çocuklarda Tuvalet Eğitimi

Eğer duyusal hassasiyetleri olan bir çocuğunuz varsa, tuvalet eğitimi bunaltıcı, sinir bozucu veya korkutucu bir hale dönüşebilir. Geleneksel yöntemlerin dışında, çocuğunuzun verdiği ipuçlarını yakalamak ve duyusal hassasiyetlerini dikkate almak, her ikinizin de beze veda etmek için hazır olmanızı sağlayacaktır.

Bir çocuğun tuvalet eğitimine hazır olması için en önemli unsur, mesane ve kalın bağırsağına dair farkındalığının olmasıdır.  Normal gelişim sürecinde, mesane kontrolü, genellikle 2 yaş tamamlandıktan bir sure sonra(26. Ay civarı) gerekli olgunluğa erişmiş olur. Bağırsak kontrolü belki biraz daha erken gelişebilir.  Duyusal işlemleme ile ilgili sıkıntılar yaşayan çocuklarda ise, bu süreç biraz daha geç gerçekleşebilir. Eğer çocuğunuz bu sistemlerden gelen uyaranları hissetmiyor ya da doğru yorumlayamıyorsa (bedensel uyarımlarla ilgili uyaranları işlemleyemiyorsa), tuvalet eğitimi için erken demektir.


Hazır olduğunu nasıl anlarız?
  • Eğer çocuğunuz günde en az iki saat kuru kalıyorsa ve düzenli kaka saatleri varsa, beznin doluluğu veya ıslaklığı onu rahatsız etmeye başladıysa, tuvalet eğitimine hazır demektir.
  • Bezine çiş ya da kaka yaptığını gözlemlediğiniz anlarda, farkındalığını arttırmak ve bedeninden gelen sinyalleri yorumlamasına destek olmak için, “çiş mi(kaka mı) yapıyorsun? Bitince bezini değiştirelim mi?” gibi cümleler kurabilirsiniz.
  • Çocuğunuz fizyolojik olarak hazır olduğuna dair sinyaller veriyorsa, tuvalete gitmeyi cazip hale getirecek küçük ödüller ve motivasyon araçları kullanmalıyız. Sevdiği oyuncakları tuvalete götürmek, tuvaleti eğlenceli bir hale getirmek iyi olabilir. Eğer reddetme veya agresyon belirtisi ortaya çıkarsa, bir kaç hafta ara verip yeniden başlayalım. Süreç yavaş işleyebilir, kaygı duymayalım.

 

Nelere Dikkat Etmeliyiz?

  • Çocuğunuzla, banyo oyuncak setleri veya bir bebek ile tuvalete gitme oyunu oynayabilirsiniz. (Burada yapılması gereken sıralamayı da çocuğunuza anlatın.) Çocuk tuvalete gider, tuvaletini yapar, sifonu çeker, elini yıkar, kurular gibi.)
  • Çocuğunuza artık büyüdüğünü ve bez kullanmayacağınızı, tuvalete yapmasının gerektiğini anlatın.
  • Çocuğunuzun bezini çıkarttıktan sonra tekrar bağlamamaya özen gösterin.
  • Gün içinde 20 dakikada bir tuvalete oturtmaya çalışın, tabi ki öncelikle çocuğunuzun tuvaletinin gelebileceği zamanları belirlemeye çalışın.
  • Tuvaletin yüksekliğine dikkat edin. Ayakların yerde olması, sallanmasından çok daha güvenli ve rahat hissettirir.
  •  Klozetin çok geniş olması ürkütücü olabilir. İçine küçük bir oturak yerleştirebilirsiniz.
  • Çocuğunuzun bacakları ve poposu  plastiğe çok alışkın olmayabilir, ilk tuvalet eğitiminde bu çocuğunuza garip gelebilir. Oturağını bir veya iki tane açık bebek bezini açarak kaplayabilirsiniz ve çocuğunuzun çişini bu şekilde yapmasına izin verebilirsiniz.
  • Banyodaki sesler çocuğunuz için rahatsız edici olabilir. Çocuğunuz yankılı sesler içinde oturmadan önce tuvalet kağıtlarını içeride tutun. Banyonun içinde yankılı sesleri önleyebilecek havlu, kilim gibi materyallerin bulunmasına dikkat edin. Gürültülü havalandırma varsa mutlaka kapatın.
  • Sifon suyu akarken, eşlik etmek için şarkı veya sayma oyunları hazırlayabilirsiniz. Sifonu çocuğunuzun çekmesine izin verin o zaman daha kontrollü ve hazırlıklı olacaktır.
  • Tuvalet kağıdını klozetin içine atmaya çalışın, böylelikle çocuğunuzun taktil hassasiyetinin artmasını önleyebilirsiniz.
  • Koku çocuğunuz için rahatsız edici olabilir. İmkanınız varsa kapı veya  pencereyi açık bırakın. Çocuğunuz tolere edebiliyorsa güzel tuvalet kokuları kullanın.
  • Tuvaletini her yapışından sonra onu sevdiği bir şeyle ödüllendirin. (şeker, çikolata, öpücük, alkış gibi)

 Cocchiola ve arkadaşları (2012), yaşları 3 ile 5 arasında değişen, iki otizimli ve üç gelişimsel gecikme yaşayan çocukların tuvalet eğitimi ile ilgili bir araştırma yapmışlardır. Geçmişlerinde başarısız tuvalet eğitimi denemeleri olan bu çocuklar,   kendileriyle birebir ilgilenilecek bir yuvada tuvalet eğitim programı görmeye başlamışlardır. Bu programa göre, çocuklar okula geldiklerinde bezleri çıkartılmış ve eğitimciler her 30 dakikada bir çocukları tuvalete götürmüşlerdir. Tuvalette çocuklar en fazla 3 dakika oturtulmuştur. Eğer çocuk tuvalete götürüldüğünde tuvaletini başarıyla yapmışsa ödüllendirilmiştir (küçük bir şeker verme ya da sevilen bir oyuncakla 15 saniye oynamasına izin verme) . Oyun sırasında yaşanan kazalardan sonra, üstleri değiştirilmiş ve yeni 30 dakikalık periyodlar başlatılmıştır. Üst üste üç gün kaza yaşanmadığında, çocuklar 45 dakikada tuvalete götürülmeye başlanmıştır. Yine üst üste üç gün başarı sağlandığında, tuvalete gitme periyodu 15 dakika daha uzatılmıştır (ta ki 120 dakikaya kadar). Çocuklar 46 ile 88 gün arasında değişen bir sürede 120 dakikalık periyodlarda rahatlıkla tuvaletlerini tutabilmeyi ve tuvalete gitmeyi başarmışlardır. 

 Son olarak, 

  1. Kızgınlığınızı ya da hayal kırıklığınızı çocuğunuza yansıtmanız çocuğunuzun tuvalet eğitiminde başarıyı geciktirecektir.
  2. Çocuğunuza öğrenmesi için zaman tanıyın.
  3. Kendinize ve çocuğunuza ulaşılabilir hedefler koyun.
  4. Hem siz hem de çocuğunuz tam olarak hazır olmadan tuvalet eğitimine başlamayın.
  5. Destek alabileceğiniz birileri varsa kendinize bir destek takımı kurun.

 

ÇOCUĞUMUN NESİ VAR? DUYUSAL İŞLEMLEME PROBLEMİ Mİ? DEHB Mİ? YOKSA DAVRANIŞ PROBLEMİ Mİ?

 Çocuğunuzdaki mevcut belirtiler, duyusal işlemleme bozukluğunun göstergesi olmakla birlikte, farklı tanıların da habercisi olabilir.

Örn.: 

  • Dikkat eksikliği (ADD-attention deficit disorder) ya da Hiperaktivite (ADHD),
  • Öğrenme güçlükleri
  • Görme, işitme ya da beslenme ile ilgili problemler
  • Allerjiler

  

Mevcut problemlerin hangi tanı veya tanılarla bağlantılarının olduğunun tespiti için, öncelikle alanında uzman bir çocuk psikiyatırı veya çocuk nöroloğunun sizi yönlendirmesi, bir pediatristin gerekli değerlendirmeleri yapması gerekmektedir.

 

1. Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu(DEHB) mu,  Duyusal Işlemleme Bozukluğu mu, Yoksa Her Ikisi mi?

 DEHB ve duyusal işlemleme bozukluğu, birbirinden ayrı, fakat çok benzer belirtiler gösterebilen tanılardır. Yapılan pek çok raştırmaya göre, bu tanılardan birini almış olan çocuk veya yetişkinlerin %40 ila %60’ ı, diğerinin semptomlarını da taşımaktadır.

DEHB 3 alt-tipe sahiptir; hiperaktif dürtüsellik, dikkat eksikliği ve hem dikkat eksikliği hem de dürtüselliğin bir arada olduğu durumlar.

DEHB tanılı bir çocuk, odaklanmada güçlük çekebilir, kolayca dikkati dağılabilir, sıklıkla huzursuz,ve aşırı hareketlidir. Duyusal işlemleme ile ilgili sorunlar yaşayan çocuklarda da benzer belirtiler görülebilir.  Bununla birlikte, ikisi arasında belirgin fizyolojik farklılıklar vardır.

Duyusal işlemleme bozukluğu, duyusal bilgileri uygun şekilde yorumlamada yetersizlik demektir. Duyusal sisemlerin bir kaçı veya bir çoğu etkilenmiş olabilir; bu durum aşırı hassasiyet-kaçınma veya yoğun ihtiyaç-arayışı beraberinde getirebilir. Duyusal bilgiyi işlemlemedeki bu yetersizlik, çocuğun dikkatinin dağılmasına veya aşırı hareketlenmesine sebep oluyor olabilir.  Her iki tanıda, yaklaşık olarak aynı oranda görülmektedir(National Institue of Mental Health). Her iki tanının da genetic yatkınlık veya diğer faktörlere bağlı olarak ortaya çıkış nedenleri tam olarak bilinmemektedir.

Web sitemizdeki ilgili yazılara baktığınızda, her iki tanının bazı belirtilerinin birbirine ne kadar yakın olduğu net olarak görülebilir.

Tanıyı koymak ve tedavi sürecini belirlemek ile ilgili sorumluluk, bir tıp uzmanına aittir.

Tedavi süreci

DEHB, yaygınlıkla medikal tedavi yöntemleriyle tedavi edilir. Ek olarak davranışsal terapi yöntemlerinin kullanılmasına ihtiyaç duyulabilir.

DİB, duyu bütünleme terapisi/ergoterapi ile tedavi edilir. Gerekirse özel eğitim veya çeşitli iletişim temelli yaklaşımlar aracılığı ile öğrenme ve iletişim kurma ile ilgili becerilerin desteklenmesi sağlanır.

DEHB tanısı almış bir çocuğun duyusal işlemleme, planlama ve zamanlama becerileri ile koordinasyon becerilerinin irdelenmesi ve desteğe ihtiyacının olup omladığının anlaşılması için, mutlaka bir duyu bütünleme uzmanı tarafından değerlendirilmesi gerekmektedir.

2. Öğrenme Güçlükleri

DB bozukluğu, bilişsel öğrenmeyle ilgili gibi görünmeyebilir; ancak öğrenme süreçlerini (çocuğun duyma-dil kullanma becerilerini, görsel becerilerini ve bilgi işlemleme, sıraya koyma becerilerini)etkilediğinde öğrenme bozukluğuna yol acabilir. DB bozukluğu olan bir çocuk, gelecekte öğrenme problemi olması açısından risk altındadır.

DB bozukluğu olan çocuklarda sıkça görülen pek çok belirti öğrenme güçlüğü olan bir çocukta da görülebilir.

Örneğin,

Kavrama, organize etme, sıraya koyma ve komplike hareketleri anlamlı şekilde yürütme becerilerini içeren motor planlamadaki problemler: Çocuk, merdiven çıkmada, engelleri aşmada ve oyun alanı aktivitelerinde, bisiklete binmede, üstünü değiştirmede, arabaya inip binmede, yemek yeme ve yazı yazma araç-gereçlerini kullanmada sorun yaşayabilir. Yeni motor becerileri (ritmli el çırpma ve ritmi takip etme gibi) öğrenme yetisi diğer çocuklara göre oldukça geç gelişecektir.

4-5 yaşa kadar gerçekleşmeyen baskın el tercihi: Çocuk, objeleri tutarken istikrarlı bir şekilde tek elini kullanmayabilir. Bir nesneye uzanırken de iki elini birden kullanabilir. Elindeki bir nesneyi, tutarken ya da kullanırken bir elden diğerine geçirebilir. Örneğin bir eliyle yemek yerken, diğerini resim çizmek için kullanıyor olabilir. Ya da makası kullanırken her iki elini de tercih edebilir.

Zayıf el-göz koordinasyonu: Boya ve pastel kullanmada, sanatsal projeleri gerçekleştirmede, bloklarla inşa yapmada, puzzle yapmada ya da ayakkabılarını bağlamada sorun yaşayabilir. Bu çocuğun el yazısı da silik ve okunaksız olabilir.

Öğrenme güçlüğü(disleksi vb.) tanısı almış çocuklarda, duyusal işlemleme ile ilgili gerekli değerlendirmelerin de yapılması yerinde olacaktır.

3. Duyma-Dili Kullanma Problemleri

Çocuğun, duyduğunu işlemlemede problemleri olabilir. Bu problem, çocukta vestibuler bir işlemleme sorunu varsa daha olağandır. Çünkü işitme ve vestibuler sistemler yakın ilişki içindedir. Çocuğun dinleme ile, işitsel algısıyla ve dili işlemlemeyle ilgili becerilerinde problemleri olabilir. Tamamlayıcı olmayabilir ya da yönergeleri iyi takip edemeyebilir. Çünkü söylenenlerin şifresini çözemez.

4. Konuşma/ Artikülasyon Bozuklukları

Çocuk, sözcükleri anlaşılacak kadar açık telaffuz etmede sorun yaşayabilir. Ağzının, dudaklarının ve dilinin beraber çalışmasına dair farkındalığı azalabilir. Harfleri, sesleri yanlış ya da eksik telaffuz edebilir. Aktivitasyon için gerekli kaslarına pozisyon aldırmakta güçlük çeker.

5. Görme Problemleri

Göz hareketlerini etkileyen vestibuler bir sorun varsa çocuk, görüşünü koordine etmekte problem yaşayabilir. İki gözünü, bir takım halinde, bir arada kullanamayabilir. Öğrenmede sorunlar yaşayabilir. Çünkü çocuk yüzlere, tahtaya, kitaplara ya da yüzüne doğru gelen bir topa odaklanamaz.

Görmesinde kusur olmasa da gözlerin eş kullanılamaması, çocuğun gördüğünü algılamasını ve yorumlamasını zorlaştırır. Görsel bilgiyi, işitsel, dokunsal ve hareketsel mesajlarla birleştirmek yerine beyni, mesajları birbirine karıştırır. Örneğin, çocuğun, görüntülerle sesleri birleştirmede bir problemi varsa, öğretmeninin sesini duyduğunda nereye bakacağını bilemeyebilir. Eğer görüntülerle dokunuşları birleştirmede problem yaşıyorsa, sadece bakarak bir çivinin sivri ya da bir çekicin ağır olup olmadığını bilemeyebilir. Eğer görüntülerle hareketsel duyuları birleştirmede problem varsa, eşyalara çarpmadan etrafta dolaşamayabilir. Çocuk, el-göz koordinasyonu, görsel algılama ve farkındalık konusunda problem yaşayabilir. Eğer tüm duyu parçaları beyinde bir bütün oluşturmak üzere bir araya gelmezse, uygun tepkileri vermek çok zor olacaktır.

6. Yeme Problemleri

Çocuk, dikkatlice çiğneyemeyebilir ve zor yemek yiyebilir. Alışılmışın dışında yiyecek tercihleri olabilir ya da yemek repertuarı limitli olabilir. Sadece sert yiyecekleri (cips ya da kraker gibi.), sadece yumuşak yiyecekleri (çorba ya da yoğurt gibi) ya da sadece sıcak / soğuk yiyecekleri tercih edebilir. Sonuç olarak, çocukta beslenmeye bağlı yetersizlikler olabilir ve bu da çocuğun davranışını ve gelişimini etkileyebilir.

7. Sindirim Problemleri

DB bozukluğu sindirim problemlerine yol açabilir çünkü çocuk açlık ve tokluk sinyallerini tanıyamayabilir. Mesane ve bağırsak kontrolü zayıf olabilir; çünkü ıslaklığı fark edemeyebilir ve kas tonusu “tutmak” için yeterli olmayabilir. Kronik olarak yatağını ıslatabilir ya da sıkça peklik çekebilir.

8. Uyku Düzeni Problemleri

Çocuk uzun bir öğlen uykusuna ihtiyaç duyabilir ya da çok yorgun olsa bile hiç kestirmek istemeyebilir. Çünkü uyku bozuklukları genelde ayrılma problemleri nedeniyle ortaya çıkar ve çocuk anne- babasıyla uyumak isteyebilir. Uyku sırasında rahatlama konusunda sorun yaşayabilir ya da gece boyu sık sık uyanabilir.

Uyku problemleri genellikle yüksek derecedeki hareket ihtiyacı sonucu ortaya çıkabilir. Çocuk, gün boyu hareket ihtiyacını karşılamamışsa, uyarılma seviyesi sıkça değişiklik gösterebilir ve gece aşırı bir uyarılma yaşayabilir. Taktil savunma/kaçınma da çocuğun yatakta rahatsız hissetmesine sebep olabilir.        

9. Alerjiler

DB bozukluğuna sıklıkla alerjiler eşlik eder. Çocuk, toza, polene,çimene, tüye ya da ilaçlara karşı alerjik reaksiyon gösterebilir. Bazı gıda türlerine intoleransı olabilir.

10. Davranış  Problemi mi, yoksa Duyusal İşlemleme Bozukluğu mu?

DİKKAT!! Bir çok DB bozukluğu olan çocukta davranış problemleri olabilir ama davranış problemi olan her çocukta DB bozukluğu yoktur! Her çocuğun kendine ve durumuna bağlı bir sıradışlığı vardır. Dikkatli bir tanı hangi semptomların duyumsal işlemleme problemleriyle ilgili olduğuna karar vermede ayırt edicidir.

Duyusal Sistemler ile Bağlantılı olabilecek Davranış Problemleri:

Genele yayılmayan yüksek aktivite düzeyi: Çocuk her zaman harekete hazır, kısa ve sinirli jestler kullanarak hareket ediyor olabilir, oyun oynarken ya da çalışırken amaçsız davranabilir, çabuk sinirlenebilir ve kolay heyecanlanabilir, bir yerde oturarak kalmak onun için imkansız olabilir.

Genele yayılmayan düşük aktivite düzeyi: Çocuk sersemlikle karışık yavaş hareketler gösterir. Kolay yorulur, insiyatifi eksilmiştir ve dünyaya çok az ilgi gösterir.

Dürtüsellik: Çocukta kendini kontrol etme azalabilir. Ve bir aktiviteye başladıktan sonra kendisini durduramayabilir. Suyu taşana dek bardağa boşaltabilir, yapıştırıcıyı bitene dek sıkabilir, sırası gelmeden konuşabilir.v.s

Dikkatsizlik: Çocuğun, sevdiği aktivitelere karşı bile ilgisi az ve kısa süreli olabilir. Elindeki uğraş dışında her şeye ilgi gösterebilir. Unutkan ve dağınık olabilir.

Kas tonusu ve motor koordinasyonla ilgili problemler: Çocuğun vücudu çok sıkı ya da gevşek olabilir. Beceriksiz, sakar, umursamaz ve kazaya elverişli davranışlar gösterebilir.

Yeni durumlara karşı direnç: Çocuk, evden ayrılma, yeni insanlarla tanışma, yeni oyun ya da oyuncaklar, yeni yemekler tatma konusunda hassas olabilir. Hiçbir sebep yokken panikleyebilir.

Bir durumdan diğerine geçişte zorluk: Çocuk inatçı olabilir ve işbirliğinden uzaklaşabilir. Bu durum özellikle yemek, küvete girip-çıkma, okuma ya da matematiksel bir aktiviteyi değiştirme zamanı v.s. geldiğinde ortaya çıkar. Kendini akışa bırakmayan bu çocuk için rutindeki en ufak değişiklik bile rahatsız edici olacaktır.

Yüksek seviyede (engellenme) ketlenme: Akranlarının kolaylıkla yaptıkları görevlerde,çocuk zorlanabilir ve çabuk pes edebilir. Mükemmeliyetçi olabilir ve sanat projeleri ya da dramatik oyunlar beklentilerini karşılayamayınca üzülebilir. En iyi, kazanan ya da birinci olmakta ısrar etmesine rağmen çocuk, zayıf bir oyuncu olabilir.

Kendini regüle etme problemi: Çocuk, bir kez uyarıldığında hızlanamaz ya da sakinleşemez. Sabit davranış gösteremeyebilir.Bir gün olayların içindeyken, bir diğer gün dışında kalabilir.

Sosyal problemler: Çocuk ile anlaşmak zor olabilir. Arkadaş edinmede, diğer çocuklarla oynamada ve iletişim kurmada güçlük çekebilir. Çevresini kontrol etme ihtiyacı duyabilir ve oyuncaklarını paylaşmada problem yaşayabilir.

Duyusal problemler: Değişime, strese ve incinmiş duygulara karşı aşırı duyarlı olabilir. Dağınık, katı ve mantıksız davranabilir. Takip edici ve ihtiyaç içinde, ilgi arayışında davranabilir ancak bu negatif bir şekilde olacaktır. Mutsuz olabilir, kendisinin deli, kötü, ezik ve başarısız olduğuna inanıp bunları dile getirebilir. Düşük bir kendine güven, zayıf sensorik entegrasyonun en belirleyici semptomlarından biridir.